Barışarock'ın Ardından: Tacizci Gündemi 

vector-calendar-icon.jpg

31.08.2007

İATP-G Eğitmen Komisyonu

Barışarock Festivali beş yıldır düzenlenen savaşa, militarizme, cinsiyetçiliğe, ırkçılığa, nükleere... karşı “başka bir dünya mümkün” sloganıyla yola çıkan gönüllülük inisiyatifi üzerinden örgütlenen bir oluşumdur. Özünü sisteme karşı duruşundan alan rock müziği festivalin buluşma noktasını oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra son yıllarda artmakla birlikte görsel sanatların birçok kolu atölye çalışmaları şeklinde festivalde yer almıştır. Tiyatro da bu alanın önemli bir bileşeni olmuştur. Bu atölyelerin temasını tıpkı katılımcı rock gruplarının olduğu gibi Barışarock’ın savunduğu ya da yaymaya çalıştığı değerler oluşturmaktadır ya da oluşturduğu iddia edilmektedir. Ancak bu sene ve geçen sene de dahil olmak üzere yaşananlar, pratikle teorideki uyuşmazlığı gözler önüne sermiştir. Yolgezer adlı rock grubunun Refika adlı cinsiyetçi, ayrımcı şarkısıyla katılım biçimi bu uyuşmazlığın net örneklerinden biri olarak tarihe geçmiş, fakat diğer yandan bunun çok ötesinde etik bir rezalete konu olan başka bir katılım biçimi daha yaşanmıştır; adı birçok kere tacizle anılmış bir tiyatrocu, Mehmet Esatoğlu, tiyatro atölyelerinin organizatörü ve yürütücülerinden biri olarak varolmuş ve varlığıyla Barışarock Festivali üzerine en koyu gölgeyi düşürmüştür.

Feminizm için en önemli kavramlardan “sürekli uyanık olmak” bugün muhalif tüm kurum ve yapıların en çok ihtiyacı olan kavramdır. “mış gibi” olmak yapılan mücadelenin altını boşaltıp bir sonuca da götürmeyecektir. Festival süresince yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen anlamlı olarak değerlendirilebilecek şey “bir grup feminist kadının” uyanık olmak ilkesinden hareketle gösterdiği refleks ve bunun etrafında yine feminist olan bir mağdur yakınının, eşcinsellerin ve anarşistlerin oluşturduğu haredir. Aynı zamanda Barışarock organizasyonunun geç de olsa bu tavrı desteklemesi önemlidir.. Gelen desteğin geç olmasının altında yatan şey de yukarıda sözünü ettiğimiz “uyanık olmak” ilkesinin göz ardı edilmesi, organizasyonun kendisini vakitlice sorgulamaması ayrıca duyarlı olabilecek yapıların da yeterli desteği zamanında vermemesidir.

2007 Barışarock Festivalinde yaşananlarla yeniden gündeme gelen, daha önce eğitmenler komisyonu olarak da hakkında uyarıda bulunduğumuz Mehmet Esatoğlu kendisine alternatif ya da muhalif diyen amatör tiyatro çevrelerinin birçok nedenle yakından tanıdığı bir kişidir. Tiyatroda tacizle gündeme gelmiş ve kendisini aklamamış bir kişinin nasıl olup da muhalif yapı ve kurumlarda kendisine yer bulabildiği tartışılması gereken bir konudur. Kendisiyle ilgili kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse; bilindiği üzre ilk olarak 2000 yılında İnsancıl Atölyesinin bir bileşeni olan Özgür Sahne’den kadınların tacizle ilgili mağduriyetlerini açıklamasıyla süreç başlamıştır. O dönem yaşananlar birçok yerde defalarca yazılıp çizilmiştir. Ancak bu kişiyle ilgili duyumlarımız bitmemiş devam etmiştir. Son olarak geçtiğimiz yıl (17 yaşında) başka bir mağdur ortaya çıkmış ve bu nedenle 24 Şubat 2007’de yayımlanan bir uyarı yazısı Eğitmenler Komisyonu tarafından kaleme alınmıştır.[1]

Bilip de sessiz kalmak suça ortak olmak demektir. Bu şekilde hayatımızın her alanına yayılmış olan tacizci kültürün devamına hizmet etmiş oluruz. Bu nedenle Barışarock gibi bir organizasyonda böyle bir kişinin varlığına ses çıkarmak önemlidir. Ortaya konulan tepkiler birden bire olmamış aksine günler öncesinden başlamıştır. Bu noktada “Neden daha önce ses çıkarılmadı, neden geçen sene tepki gösterilmedi de şimdi gösterildi?” gibi yaklaşımlar, “tacizi neden daha önce açıklamadın o zaman senin tacize uğradığına dair inancım azalır” tarzında yaklaşımlarla aynıdır. Unutulmamalıdır ki, taciz zaman aşımına uğrayan bir cürüm değildir. Bu bir patronun işçisine haklarını neden şimdi arıyorsun, buna hakkın yok demesine benzer. Ayrıca herhangi bir soruna geç de olsa verilmiş bir tepki o sorunun gerçek olmadığı anlamına gelmemektedir. O zaman hiçbir konuda hiçkimse hakkını aramamalı. Bu sene kendiliğinden bu çapta bir tepki verilmiş olması önceki senenin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Yapılan protestonun altında başka şeyler aramak, Barışarock’ı gölgelemeye çalışan siyasi oluşumların çatışması gibi lanse etmeye çalışmak asıl sorunu yok sayarak çarpıtmaktır.

Barışarock’ta yapılan bu protestonun iddia edildiği gibi tiyatronun icrasına yönelik değil tiyatroyu icra eden kişinin etik olmayan tavırlarına yönelik olduğunu unutmamak gerekir. Bir takım spekülasyonlarla, tartışılması gereken asıl meselenin üstü örtülmeye çalışılmaktadır: tiyatro eğitimi alırken mağdur edilen kadınlar. Polemiklere girmenin ve retorik yarıştırmanın bu mağduriyetleri gidermek veya hafifletmek adına herhangi bir katkısı olduğuna inanmıyoruz. Meselenin özünü görmek ve benzer mağduriyetleri engellemek için bir tartışmaya girişmek yaşamsal bir yerde durmaktadır.

Biz vicdan sahibi herkesin bu vakanın olduğu gibi başka vakaların da takipçisi olması gerektiğini düşünüyoruz. Adı tacizle anılan kişilerin de bu alanlardan bir an önce çekilmesi gerektiğine inanıyoruz. Daha önce yazdığımız yazıda da belirttiğimiz gibi:

“Amatör veya profesyonel olsun hiç fark etmez. İlkokullarda, liselerde, kolejlerde, derneklerde, üniversitelerde, mahallelerde eğitimci misyonunun arkasına sığınarak, birlikte çalıştığı veya eğitim verdiği oyunculara cinsel tacizde bulunan bir “eğitimci” kesimin varlığından haberdar olmamız gerekiyor. Buna dikkat çekmek bizim etik sorumluluğumuzdur. Biz duyuyoruz, duydukça da yazacağız… Biz duyuyoruz, biliyoruz ve diğer bilenleri, duyanları ellerini vicdanlarına koymaya; mağdurları ise açıklama yapmaya, bu ızdırabı tek başına yaşamamaya davet ediyoruz.” [2]

[1]: Bkz. http://iatp-web.org/headline.asp?act=view&hid=80 [2]:Bkz. http://iatp-web.org/headline.asp?act=view&hid=80

Barışarockın Ardından Tacizci Gündemi.html[28.07.2020 16:13:44]

Geçmiş Şenlik Afişleri