Tacizi Tiyatro Adına Korumak ya da BarışaRock Neye Karşı?

Mehmet Tarhan

Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği gönüllüsü / Vicdani Redci

BarışaRock'a her gittiğimde sesim kısılır ve sonraki günlerde boğaz ağrısından muzdarip olurum. Bu defa da öyle; kısılmış durumda sesim ve müthiş bir boğaz ağrısı çekiyorum. Ancak yazık ki bu kez geçen seferkilerin aksine aynı değerlere inanan insanlarla birlikte geçirilmiş bir zamanın ve Lambdaistanbul'un masasında durarak yeni insanlarla tanışma fırsatı bulmanın tatlı hazzı, tozun toprağın, bitmek bilmez kuyrukların, berbat yiyeceklerin, uykusuzluğun ve kafa tokuşturan güvenlik görevlilerinin sinir bozukluğunu gidermeye yetmiyor. Çünkü kendi adıma tartışmasız bir şekilde olumsuzluklarıyla öne çıkan bir festival oldu. İşin en acıklı kısmını sonlara saklayıp bu öne çıkan olumsuzlukları sıralayacağım tanıklığa dayalı, sıkıcı bir yazı olacak bu, uyarmalıyım.

 

BarışaRock'un salt bir müzik festivali olmadığı, savaşa, şiddete, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, homofobiye ve her türlü ayrımcılık biçimine de karşı bir festival olduğu hep söylenegeldi. Rock müzik, katılanların bir kısmının olduğu gibi sürekli dinlediğim bir müzik değil. Ben ve bahsettiğim katılımcılar da bu söylenenlerden dolayı ve bahsedilen BarışaRock imgesini paylaşanlarla bir aradalığı paylaşabilmek, deneyim alışverişi yapabilmek için orada olmayı seçtik. Gelin görün ki yanlış yere gitmişiz ve sanırım şimdilik doğru yer de yok ve bu yazı insanları BarışaRock'u özlediğimiz, inandığımız BarışaRock'a dönüştürmek için neler yapabileceğimize kafa yormaya davet etmek için yazılmakta.

 

Bilindiği gibi festivale Yolgezer adlı grubun "Refika" şarkısı hakkındaki tartışmalarla girildi. İşin vahimi grup elemanları ağız dolusu küfrettikleri "Refika"nın gerçekten yaşayan biri olduğunu söylüyor, inatla tanısam belki benim de hoşlanmayacağım Refika hanıma ettikleri küfürlerin tüm kadınlara edildiğini, başörtüsüne, çarşafına ettikleri lafların koyu Kemalist reflekslerden beslendiğini, hatta bunun tam da darbecilerin ağzı olduğunu görmemekte ısrar ediyor oluşlarıydı. Velhasıl kadın gruplarının örgütledikleri eylem, az sonra bahsedeceğim yaşanmakta olan olaylar dolayısıyla gerçekleştirilemedi ve BarışaRock sahnesinden "Refika" kusulabildi. Belki 2. gün Feryal Öney'in sahneden grubun ve şarkının protesto edilmesi çağrısına hemen arkasından sahneye çıkan Moğollar üyesi Taner Öngür'ün "üç beş feminist başka mesele yokmuş gibi Yolgezer'e takmışlar" gibi bir açıklama yapmasının da bunda bir payı vardır.

 

Taner Öngür'ün davranışı beni çok kızdırmış ve birçok feminist arkadaşımın festival alanını terk etmesine neden olmuş olsa da, savaş karşıtlığını kıça sokulan şişelerle dile getiren ve ağzında küfür eksik olmayan birinden bundan daha iyi bir performans beklemediğimden olsa gerek birazcık söylendim ve geçti. Ancak son gün zatıalilerinin davranışları benim bu genişliğimi bile dumura uğrattı. "Onu da sonra anlatırım." Ama Kerem Kabadayı'nın basiretinin ne ara bağlandığını bilmiyorum. 2. gün yaptığı bir söyleşide rock yapmanın zorluklarından dem vurup isim vermeden "Refika"ya anlayış istedi bir söyleşide. Refika Hanım'ın aynı anlayışı talep etmesi için acaba bir elektro gitar alması yeterli olabilir mi bilemiyorum.

 

Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği gönüllüsüyüm ve çoğunlukla vaktimi derneğin masasında geçirdim. Sabaha karşı saatlerde uyumaya çalıştığım hamak da hemen masanın arkasındaydı. İlk gece sabah 4:00 civarı hamakta uyumaya çalışırken "zıpla, zıpla, zıplamayan ibne" sloganlarıyla uyandım. Tabii ki zıplayasım gelmedi ama kan beynime zıpladı. Homofobik davranışlara, bıyık altından gülmelere vs alışkınım festival alanında ancak toplu şekilde bu tip bir slogan atılışına ilk kez şahit oluyordum. Grubun küçük yaşlardaki çocuklardan oluşması nedeniyle kendimi gülüp geçmeye zorladım. Aramızda 5 metre yokken bu sloganları atmalarını da "en azından yüzümüze söylüyorlar" tesellisiyle geçiştirdim.

 

Ama Lambdaistanbul ve diğer LGBTT örgütlerine ve bireylere saygısızlık ve saldırı burada kalmadı. Pazar günü iptal edilen bir toplantı yerine Lambdaistanbul, Eskişehir Morel ve Ankara'dan Pembe Hayat, organizasyon komitesinin izniyle "Cinsel Yönelimle BarışaRock" başlıklı bir söyleşi düzenledi. Söyleşi başladığında alandaki birkaç kişinin "ibneler" diye bağırmasının şokundan tam kurtulmuştum ki, konuşmacıların hemen yanındaki masada iki kişinin gitar çalmaya devam ettiklerini gördüm. Gözlerinin içine bakarak uyarmaya çalıştım ancak yazık ki durup dinlemeyi ya da başka bir yere gitmeyi seçmedi bu kişiler. Söyleşi sona erdiğinde hala devam ediyorlardı.

 

Geçen yıllarda en azından farkında olmadan Homofobik davranışlar gösteren insanlar oluyor ve bu insanlar yine de bu davranışlarını dönüştürmeye istekli oluyordu, en azından bir haya duygusu gezinmekteydi ortalıkta. Bunların da geçen yıl sahneye çıkmasına izin verilmeyen ama bu yıl festivalin ithaf edildiği Barış Akarsu'nun dinleyici kitlesi olabileceği, dolayısıyla sol'un ana sorunlarından olup BarışaRock'a da sirayet etmiş nekrofilinin getirisi olduğu fikrinde teselli buldum. Ne de olsa ilk günden itibaren ana sorun olarak gördüğüm ve acaba BarışaRock nasıl bir

 

çözüm bulacak diye düşündüğüm ana sorun, Mehmet Esatoğlu adlı tescilli tacizci az ilerideki tiyatro sahnesinin tam önünde bir sandalyede bacak bacak üstüne atmış oturuyor, bir oyun oynanıyor ve izleyiciler de egoları o kadar kabarık olmadığından olsa gerek sahnenin karşısında yere oturmuş izliyorlardı.

 

İki saat önce bir oyun izlemek için gittiğimde Esatoğlu'nu görmeden izleyemeyeceğimi gördüğüm ve hassas midemi de pek önemsediğimden kös kös dönerken, organizasyondaki bir arkadaşıma şikayetlenmiştim. Şu sıralar sağa sola festival sırasında kendisine gösterilen tepkileri "Tiyatro'ya saldırı" olarak niteleme yüzsüzlüğünü gösteren, festival organizasyonu, feministler ve birçok taciz karşıtı tarafından alandan çıkması istenirken çıkmayarak sahnenin kapanmasına neden olan, bu anlamda da BarışaRock'ta tiyatroya karşı yapılmış tek hareketi yapmış olan Mehmet Esatoğlu'nun taciz geçmişi hakkında ayrıntılara internetten kolayca ulaşılabileceğini söylemekle yetinerek festivalde olan biteni sırasıyla ve olabildiğince kısa keserek anlatmak istiyorum.

 

Esatoğlu geçen yıl da Amatör Tiyatrolar Çevresi ile organizatörlerden biri olarak BarışaRock'taydı ve bu yüzden birçok feminist tepkilerini organizasyona bildirmişlerdi. Organizasyon da, zaten kendi oyununu oynadığını bu yüzden şu anda bir şey yapmanın anlamı olmayacağını ancak bir sonraki yıl tiyatro organizasyonlarında festival adına yer almayacağını söylemişler, biz de inanmıştık.

 

Ancak cuma günü Esatoğlu sahnede açılış konuşması yapınca geçen yıl ve program açıklandığında organizasyona durumu bildirenler bir inisiyatif geliştirmeye karar verdiler. Cuma gününden itibaren özellikle feministler toplantılar alarak organizasyona sürekli bildirimlerde bulundular. Bunun sonucunda Esatoğlu'nun BarışaRock adına bir etkinlikte kesinlikle yer alamayacağı konusunda temin edildiler.

 

İkinci gün Esatoğlu'nun BarışaRock logolu ve kendi imzasını taşıyan bildiriler dağıtması üzerine Organizasyon yetkilileri alanı terk etmesini istedilerse de 98'den beri geliştirmekte olduğu derisinin kalınlığından olsa gerek, ancak birkaç saat sonra alanı terk etti.

 

3. gün Esatoğlu yine sahnenin önünde oturmaktaydı ve taciz kurbanlarından birinin de içinde bulunduğu feministler bir toplantı daha alarak çeşitli kararlar aldılar ve bu kararlarını o sırada söyleşileri sürmekte olan Lambdaistanbul, Morel ve Pembe Hayat'ın izniyle 16:45 civarında mikrofondan katılımcılara duyurdular. Bu sırada söyleşi alanında bulunan organizasyon görevlisi, BarışaRock'un taciz gibi durumlarda tereddütsüz kadınlardan yana olduğunu ve tam o sırada Esatoğlu'nu festival alanından çıkmaya davet etmek üzere görevlilerin tiyatro alanına gitmekte olduklarını bildirdi. Ayrıca Taner Öngür'ün sahneden feministlere yönelik sözlerini organizasyonun paylaşmadığını söyleyerek onun adına özür diledi. Bunun üzerine söyleşiye devam edildi.

 

17:15 civarı söyleşinin sona ermesinden hemen sonra Esatoğlu'nun tiyatro alanında bir söyleşi yaptığı bilgisinin ulaşması üzerine 20 kadar kadın "Başka kadınlar taciz edilmesin diye, Mehmet Esatoğlu dışarı çık" yazan dövizlerle tiyatro alanına doğru yürüyüşe geçtiler. Tekrar belirtmek istiyorum ki bu sırada bir oyun oynanmakta değildi, yani bir oyunun engellenmesi iddiası kesinlikle doğru değildir. Protesto Esatoğlu çevresindeki 15-20 kişilik bir grup tarafından oldukça saldırgan bir şekilde karşılandı ve yazık ki bu grubun içinde kadınlar da vardı. Bu kadınların bir şekilde tacizi doğrulayan "teşekkürler Mehmet" sloganları hala kulaklarımda. Bu grubun taciz konusundaki tavrını en iyi anlatan şey ise "ben de tacizciyim, ben de taciz ediyorum" diye kadınların üzerine yürümekte bir beis görmeyen kişi oldu. Bu toplu tacize kadar kenarda beklemekte olan birçok erkek ve haberin alana yayılması üzerine birçok kişi kargaşanın içine girdi.

 

18:30 civarında görevlilerin girişimiyle her iki taraftan iki temsilci ve iki görevlinin bir toplantı yapması ve bu sırada grubun beklemesi kararı alındı. Sonradan sahne saatlerinin 20:30'da olduğunu öğrendiğimiz bir tiyatro grubunun sahneye çıkarak gösterilerine başlaması üzerine protestocular sonucu beklemek üzere birkaç kişiyi bırakarak, oyunun seyrini engellememek adına Lambdaistanbul'un masasına gidip beklemeye karar verdiler. 19:00 civarında temsilcilerin kararı açıklandı. Buna göre Mehmet Esatoğlu en geç 19:30'da alandan çıkacak, aksi halde güvenlik görevlileri tarafından çıkarılacaktı. Bu süre boyunca da protestocu grubun temsilcileri durumu izlemek üzere orada bulunacaktı.

 

Gel görelim ki bu yarım saat katılımcı tiyatro gruplarının temsilcilerini dinlemek bahanesiyle uzadıkça uzadı, bu sırada taciz koruyucular sayısal olarak arttıkça arttı ve nihayetinde saat 20:30 civarında organizasyon görevlilerine Mehmet Esatoğlu'nun çıkarılmasına izin vermeyeceklerini ve almak istiyorlarsa zorla almaları gerektiği bildirildi. Protestocu grup işin kafa tokuşturan güvenlik görevlilerine kalması ve sonuçta polisin olaya dahil olmasına engel olmak adına nasıl bir yöntem izleyeceklerini tartışmaktayken, organizasyon görevlileri boş olan sahnenin elektriğini keserek tiyatro gösterilerinin iptal edildiğini duyurdular. Gerekçe, tacizi korumanın tacize ortak olmak anlamına geldiği ve BarışaRock'un taciz karşısındaki tavrının net olduğuydu.

 

Protestocuların Lambdaistanbul masasındaki toplantısı sürmekteyken tiyatrocular ve çevresindekiler ortalarına da Mehmet Esatoğlu'nu alıp festival alanında yürüyüşe geçerek adeta bir şeref(!) turu attılar. Tur sırasında toplantı yapmakta olan grubun yanlarından geçen tacizci ve koruyanlara karşı sloganlar atarken çeşitli sözlü taciz ve hakaretlere maruz kalması sonucunda protestocular da yürüyüşe geçerek şeref(!) turunu tamamlamış ve bir oyun oynamaya başlamış grubun yanına gitti ve gerginlik üzerine güvenlik görevlileri ilk kez ortaya çıkarak iki grup arasında barikat oluşturdu.

 

Protestoların oyunu engellediği söylenmesi üzerine protestocu grup tarafından ısrarla Mehmet Esatoğlu'nun alandan çıkması halinde sorunun çözüleceği ve oyunun devam edeceği, ancak şu anda oynanan oyunun bile yazık ki Esatoğlu'nu korumak üzere bir manipülasyon aracı olarak kullanıldığı dile getirildi. Görüşmeler sonucunda protestocu grup oyun bitiminde Esatoğlu'nun alandan çıkarılacağına görevliler ve birçok tiyatro grubu temsilcisinin söz vermesi üzerine, az önce bahsettiğim kaygılar dolayısıyla olay yerinden ayrıldı.

 

Buraya kadar anlatılanlardan tahmin edilebileceği gibi Esatoğlu oyun bitiminde de alanı terk etmedi ve tiyatro çevresi de verdiği sözde durmamış oldu. Bunun üzerine saat 22:00 sularında protestocu grup ile görevlilerin toplantısı sonucunda durumun büyük sahneden tüm katılımcılara duyurulması ve Esatoğlu'nun alanı terk etmeye sloganla davet edilmesi kararı alındı. Taciz mağdurlarından birinin annesiyle sahneye çıkan bir görevli, bir tacizcinin herkesi çok yorduğunu, gereksiz gerginliklere neden olduğunu, o sırada alandan çıkmış olmasının umulduğunu söyleyerek, ancak çıkmamışsa topluca dışarı çıkmaya davet edilmesini istediğini belirtmesi üzerine konser alanında Esatoğlu aleyhine sloganlar atıldı.

 

Sahneden inen görevli, mağdur yakını ve aşağıda bekleyen görevli Taner Öngür, Yaşar Kurt ve tanımadığım bir kişinin saldırı ve tehditlerine maruz kalmasaydılar belki de bu anlatı burada biterek BarışaRock'u nasıl özlediğimiz BarışaRock'a dönüştüreceğimizi sorguladığım, buna da özeleştiri ile başlayacağım bölüme geçilecekti. Oysa ağlayan görevli bir tarafa, tir tir titremekte olan bir mağdur yakınıyla ben bir başka yana uzaklaşırken Öngür, görevlilerin ve biz protestocuların BarışaRock'un içine ettiğimizi, karşılığını bulacağımızı söyleyerek tepiniyordu. Artık sükut zamanıydı ve protestocular gelen haberler üzerine konser alanını, birçoğu da festival alanını terk etti.

 

Lambdaistanbul'un toplanmış masasında oturup kendime gelmeye çalışırken aşağıdan "Refika"nın sesi geliyordu. Az sonra da büyük sahneden Yaşar Kurt'u duymadığıma ise sevindim. Çünkü bildiğim en antimilitarist şarkıları söyleyen adam sahneden Esatoğlu'na kefil olup, protestocuları ve yanımızda yer alan görevlileri karalama kampanyası yapmakla suçlayışını dinledim ilerleyen dakikalarda. Esatoğlu, Öngür ya da Kurt... Bu isimleri yan yana yazabilmek acı verici ancak bu kişilerin organizasyonda görev almış olmaları, Esatoğlu dışındakilerin belki gelecek yıl da alacak olmaları, BarışaRock'un hamaliyesini çeken birçok görevlinin samimi çabalarına rağmen kendi örgütümü ve arkadaşlarımı 2008'de yapılacak BarışaRock'a nasıl davet edeceğimi kara kara düşündürüyor.

 

Bir ara ağzımdan çıkan "Anlaşılan BarışaRock sadece kapıdan giren biraya karşı" lafımın ağır ve belki haksız olduğunun farkındayım ancak yanımızdaki yerlerinden emin olduğum için kesinlikle gönül koymadığım görevli kişilere rağmen BarışaRock inisiyatifi beni ve oradan hayal kırıklığı ile ayrılan onca insanı cinsiyetçiliğe, homofobiye ve tacize karşı olduğuna yeniden ikna etmek zorunda. Sanırım bizlere düşen de eğer tekrar yapılacaksa BarışaRock organizasyonunda alandan önce de yer alarak bu tip sorunları çok önceden toplantılarda çözmek ve taciz konusunda daha çok kafa yorup anlamaya ve anlatmaya çalışmak.

 

Geçmiş Şenlik Afişleri